Sanirim bir suredir kronik mutsuzum. Elle tutulur bir sebep yok. Eskiden oldukca neseli keyifli bir adamdim. Gectigimiz yillarda ne degisti tam olarak bilemiyorum. Ulke degistirmenin etkisi olabilir ama tek etken bu olamaz.
İsin pis tarafi farkinda olmasan cokta sorun olmayacak bir durum belki zira hayatin normal gidisati, yas, sartlar vs gibi muhtelif bahanelerle hayattaki bu degisiklik gayet savusturulabilir tabi.
Sorun asil sorunun kendinde/kafanda oldugunu bilmek korkarim. Bunun farkinda olnakta daha cok mutsuzluga itiyor cunku mevcut kafa ile bir caba icine giriyorsun ki dipsiz kuyu. Kafayi algiyi degistirecem mirim, isi gucu birakip batiya yerlesip topraga donecen :)
Is mekandan zamandan bagimsiz kafayi degistirecek kadar güçlü olabilmek.
Yada tum anlattiklarim safsata, rahat batiyor...
Rahatsız İnsanlar Topluluğu
7 Temmuz 2017 Cuma
23 Mart 2017 Perşembe
Çalışma Sorunsalı
Geçen gün takıldığım birşey işte,
Kurumsaldan gerçekten ne kadar sıkıldığımı, halbuki bu işe vakti zamanında
ne kadar heyecanla başladığımı vs düşünüyordum.
Sonra o beylik cümle geçti aklımdan, “eğer insan sevdiği işi yaparsa
aslında hiç çalışmız sayılmaz” (tadında birşeydi tam hatırlayamadım). Sonra
neyi çok sevdiğimi düşündüm, aklımdan geçenlerden ilki müzik yapmak oldu, dedim
kendi kendime keşke babamı dinlemeseydim de o konservatuar sınavlarına
girseydim, belki şu an çok mutlu çok keyifli bir iş hayatım olabilirdi.
Zaten yaptığın işin keyfi kazandığın para ile alakalı değil ki, bu arada
içimden belki para kazanamazdın ama dedim, sonra da kendi kendime cevapladım.
Gerçekten çok keyif alıyorsam paranın ne kadar anlamı var ki? E ama ailem ve
iki oğlum var şuan, onlar ne oalcak? E belki o yolu tercih etseydim çoluğum
çocuğum olmayacaktı!
Neyse bu arada bir film izlemeye başladım, hangisi olduğunu tam
hatırlamıyorum ama birkaç hata birkaç detay yakaladım, Gizem’e anlattım, çok
anlayamadı takip edemedi zira benim kadar takıntılı bir sinema takipçisi değil.
Film bitti çay filan içtik.
Bu arada arkada hep dönüyor, insan sevdiği işi yapsa çalışmamış mı sayılız
gerçekten? Müzik yapsam daha mı mutlu olurdum? Yatağa girdik uyuyacaz saat
olmuş gece 11, o sırada dedim ki ben kendi kendime, film seyretmekten de büyük
keyif alıyorum, yorum yapmaktan filmler arası göndermeleri yakalamaktan,
kostümlerden, senaryolardan, film müziklerinden, o hayal gücünden, acaba sinema
ile ilgili birşey yapsam mutlu olur muydum?
Sinema ile ilgili şu saatten sonra ne yapabilirdim? Aaaa dedim blog açarım
film yorumları yazarım insanlarla paylaşırım, bak bu da keyifli olabilir, 3-5
kişi beğense ve onlarla fikir-duygu paylaşsam 10 numara olmaz mıydı? Ya peki
daha sonra bu keyif zorunluluğa dönerse, zira insan sayısı artarsa bunu bir
meslek olarak algılayacak ve daha çok vakit ayırmak zorunda kalacaktım, belki
istemediğim ve sevmediğim filmleri de seyretmek zorunda kalacaktım (Western
Filmleri gibi, hiç sevmem- haz etmem). E nerede hani bu işin keyfi eğlencesi,
bildiğin işkence... Bu bağlamda müzikte o zaman böyle olur muydu zamanla? Her
durumda ben sıkılacak mıyım? Nihai sorun bende mi yani?
Hadi canım!
Sensin sorunlu, sensin rahatsız!
7 Aralık 2016 Çarşamba
Bu Blogun olusturulma sebebi?
Selamlar,
Dunyanin 4 bir tarafinda benim gibi insanlar olduguna eminim,
Ne yaparlarsa yapsinlar huzur bulamayan, hep birseyleri kovalayan ve o birseyleri tamamladiklarinda huzur bulacaklarina inanan insanlar.
Hep ayni durum, bunu ilk farkettigimde lisedeydim, universiteyi bir kazansam su icimdeki huzursuzluk gececek rahatlayacagim dedim kendime, universiteyi kazandim, sonuc degismedi.
Buyuk basliklar itibariyle sirasiyla (aradaki ufak tefek huzur bulma umutlarimi saymiyorum),
Dunyanin 4 bir tarafinda benim gibi insanlar olduguna eminim,
Ne yaparlarsa yapsinlar huzur bulamayan, hep birseyleri kovalayan ve o birseyleri tamamladiklarinda huzur bulacaklarina inanan insanlar.
Hep ayni durum, bunu ilk farkettigimde lisedeydim, universiteyi bir kazansam su icimdeki huzursuzluk gececek rahatlayacagim dedim kendime, universiteyi kazandim, sonuc degismedi.
Buyuk basliklar itibariyle sirasiyla (aradaki ufak tefek huzur bulma umutlarimi saymiyorum),
- Universiteyi bitirdigimde rahatkayacaktim,
- Askere gidince rahatlayacaktim (askerde gecirdigim zaman zarfinda huzur bulmaya yaklasmis gibiydim ki bu da isin asli ile ilgili bir ipucu veriyor sanirim)
- Is bulunca rahatlayacaktim,
- Rahat yasayip guzel para kazaninca rahatlayacaktim,
- Ve en son ulke degistirince rahatlayacaktim.
En son dedim ki daha ne yapilabilir butun hayatimi alt ust edip karimla colugumla cocugumla ulke degistiriyorum, butun bu karmasadan kargasadan kopup yeni bir hayat baslatiyorum, ama gel gor ki degisen bir sey yok, gogsumun orta yerinde ki o sikinti oldugu yerde duruyor.
Hatta Turkiye'den ayrilmadan once sevdigimiz bir arkadasimiz bir laf edince icime kurt dusurmustu zaten, "kafa ayni kafa oldugu surece hayatinda bir degisiklik olmayacak", ne yazik ki hakli cikti.
Gizem ile aramalara devam ediyoruz, huzuru bulursak buradan da paylasacagim ama asil amacim bu yasadigim gundelik huzursuzluklari ve cikarimlari paylasmak.
Fena bir giris olmadi hani, kac gundur aklimdaydi sunu bir baslatsam ilk giris yazimi yazsam su huzursuzluk hafifler mi acaba diye, bitise dogru geldigimi ve hala huzursuzlugun oldugu yerde durdugunu varsayarsak, en ufak bir etkisi olmadigini soyleyebilirim simdilik.
Hayirli ugurlu olsun.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)